|
BAŞARISIZLIK KADER Mİ? Ahmet lise son sınıf öğrencisiydi. Yemeğini yedikten sonra ders çalışmaya başladı. Fakat bir türlü derse yoğunlaşamadı. Dikkatimi toplayamadım bari yatakta vakit geçireyim, belki uykum gelir dedi. Yatakta uzanırken okulunu düşünmeye başladı. Okul yaşantısı da pek parlak sayılmazdı. Zaten ona soran olsa okula da gitmezdi. Anne ve babasının zoruyla okula gidiyordu. Boş zamanlarında düşündüğünde neden okula gitmesi gerektiği sorusuna cevap bulamıyordu. Okuyup doktor, avukat ya da mühendis mi olacaktı? Böyle bir şey olamazdı. Çünkü tüm öğretmenleri senden adam olmaz diyorlardı. Bu sözler Ahmet’nin içinde hiç olmayan ders çalışma isteğini tamamen yok etti. Zaten çalışsa da derslerden hep başarısız oluyordu. Sınavlarda tüm soruları yapmasına rağmen hep aynı notu alıyordu. Kendi kendine sanırım öğretmenler haklı diyordu. Ayrıca sınıfındaki Mehmet çalışsa da çalışmasa da hep yüksek not alıyordu. Ahmet’e göre geri zekalının biriydi o. Ama Ahmet’e göre öğretmenler Mehmet’e torpil yapıyorlardı. Hem tüm öğretmenler Mehmet’in ailesini tanıyordu. Mehmet’in ailesi çok zengindi onun tüm istediklerini yapıyorlardı. Ama Ahmet’in ailesi ev kirasını bile zor karşılıyorlardı. Bunları düşünürken artık uykusu gelmişti. En iyisi uyumak sıkıntılardan sabaha kadar kurtulmak diye düşündü ve gözlerini kapattı… İlköğretim ve ortaöğretim seviyesindeki öğrencilerin büyük bir kısmında Ahmet’in sorunlarına benzer sorunlar görülmektedir. Ahmet’in sorunlarının temelinde aslında tek bir neden yatmaktadır; motivasyon. Öğrencilerin motivasyonlarını engelleyen bireysel faktörler arasında; amaç belirlemede eksiklikler, öğrenilmiş çaresizlik, duygusal çöküntü, yanlış yüklemeler, kendilerini içsel ve dışsal olarak motive edemeyişleri ve hayatın gerçekleri ile yüzleşmemeleri gibi sorunlar gelmektedir. Öğrencilerin motivasyonlarını sürekli üst düzeyde tutabilmek için sürekli bir güdüleyiciye ihtiyaç vardır. İnsanoğlu varolduğundan beri davranışlarını hep bir ödül karşılığı yapmıştır. Yani bir pekiştireç gereklidir. Her öğrenci başarılıdır. Başarısız olan öğretmendir. Eğer öğrenciyi iyi tanıyamamış, onun ihtiyacı olan ödülü ona sağlayamamışsa burada öğrencinin suçu yoktur. Uğur ve Zeynep’in sınav hazırlığı: Uğur ilköğretim 8. Sınıf öğrencisiydi. SBS sınavı gittikçe yaklaşıyordu. Ama sadece yaklaşıyordu. Sınava çok az zaman kalmasına rağmen Uğur’un acelesi yoktu. Sınavdan 1 ay önce çalışmaya başlaması yeterli olacaktı. Arkadaşı Zeynep her gün çalışıyordu da ne oluyordu. Zeynep’in de hayattan beklentileri aynıydı, Uğur’un da. Uğur yaptığı işlerde her zaman başarılı olmak isterdi. Başarıya ulaşabilmek için sürekli çalışmalarını ertelerdi. Ayrıcada başarısız olmaktan ve arkadaşlarının onla dalga geçmesinden korkardı. Nihayet sınav günü gelmişti. Uğur kendi kendine ‘’vakit ne çabuk geçiyor’’ diye söylendi. Cumartesi geçmiş hemen Pazar gelmişti. Ama Uğur hala hiçbir konuya çalışmamıştı. Ama önemli değildi zaten çalışsa da yapamazdı en iyisi işi şansa bırakmaktı. Sabah 06:00 uyandı. Kahvaltı yapacaktı fakat canı bir şey yemek istemiyordu. Odasına gidip ders kitaplarını gözden geçirdi ne kadar çok konu vardı. Kesin kazanamayacaktı. Sınava gireceği okula gitmek üzere babasıyla yola çıktılar. Kalemini, silgisini, sınav giriş belgesini almıştı yanına ama bilgiler evde kalmıştı…Sınav salonuna girerken kendisini hiç iyi hissetmiyordu Uğur. Sınavda başarılı olacağına dair güveni de tamamen yok oldu. Çaresizlik ve ümitsizlik duyguları bütün düşüncesini sarmıştı. Sınav için hazırlık yapmadığı için kendi kendine kızıyor zaten bildiklerini de hatırlayamıyordu. Uğur birden heyecanlandı ve terlemeye başladı. Görevliler soru kağıtlarını dağıtmaya başladı anda artık Uğur nefes alamayacak hale gelmişti. Sınav kağıdındaki soruları gördüğü zaman garip bir iç çekti. Soruların cevaplarını hatırlamaya çalıştı ama hatırlayamadı. Ama imkansızdı hiç çalışmamıştı…Zeynep ise görevliler soru kitapçıklarını dağıtırken içi kıpır kıpırdı. O da Uğur gibi terlemeye, kalp atışları yükselmeye, midesi de ağrımaya başlamıştı. Soruların tamamını çözebilecek durumdaydı. Ama soruların cevabını bir türlü hatırlayamadı. Yutkundu. Damağının kuruduğunu hissetti. Soruların cevaplarını karıştırmaya başladı. Kendisini çok kötü hissetti. Dersleri çok iyi dinliyordu ve günü gününe çalışıyordu ancak yine de sınav kaygısı yaşamıştı o da sınavdan başarısız olmuştu.Uğur ve Zeynep gibi sınava hazırlanan ve sınava giren bütün öğrencilerde sınav kaygısı görülebilir. Ama öğrencilerin hepsinde görülebilen sınav kaygısının şiddetleri farklıdır. Bu kaygının düzeyleri düşük, orta ve yüksek olabilir.Öğrencilerin sınav kaygısı ile başa çıkmaları için yapmaları gereken uygulamalar vardır. Bu uygulamalar arasında; hiçbir zaman ve hiçbir yerde çalışmayı ertelememek, çalışmayı alışkanlık haline getirmek, hedef ve beklentileri gerçekleşebilecek şekilde oluşturmak, başarısız olma gibi inançlara kapılmamak ve başarılı olma inancını her zaman içinde yaşatmak olarak sıralanabilir…Biz öğrencilerimizi tanıyoruz ve her öğrencinin değerli olduğuna inanıyoruz. Gerekli şartlar ve koşullar oluşturulduğunda her öğrenci tüm önemli sınavları kazanabilir. Tek gerekli olan yeterince motive olmak ve sınav kaygısını en alt seviyeye düşürmektir.Hayatımızın bundan sonraki dönemini etkileyecek bu sınav sürecinde siz değerli öğrencilerimiz ve saygıdeğer öğretmenlerimizin yanındayız…Tüm öğrencilerimize bu zorlu süreçte başarılar dileriz…
|